Ergenlik bireyin çocukluktan yetişkinliğe doğru yürüdüğü, aslına bakarsanız ne çocuk gibi düşünebildiği ne de yetişkin gibi davranabildiği iki arada bir derede kalmış bir dönemi yansıtmaktadır. Sadece fizyolojik değil aynı zamanda psikolojik, bilişsel ve sosyal gelişiminin yaşandığı, akabinde uyanma, yenilenme ve aydınlanmanın deneyimlendiği ara istasyon 8-10 yıl kadar sürebilir.

Öyle bir dönem ki bu “Çok Güzel Hareketler Bunlar” programındaki “Ergenus” skecinde olduğu gibi erkek çocuğunuz bir anda saçları jöleli ve sivilceli, asabi, söz dinlemeyen, odasında saatlerce vakit harcayan, cinselliğin dünyasına adım atmış, sistemi sürekli eleştiren, beğenilme isteğiyle yanıp tutuşan ve vücudundaki değişimleri sizin de birebir gözlemleyebildiğiniz başka bir çocuğa dönüşüverir. An gelir bir mutfak masasında yemeğinizi yerken akşam bir arkadaşında kalmak istediğini söylediğinde ve siz de ödevlerini yapması gerektiği cevabını verdiğinizde bir anda ortamı savaş alanına çevirebilir. Aman biz de ergen olduk, hem bizim zamanımızda ergenlik mi vardı, babaya anneye sesini yükseltmekte neymiş diye kendinizi bu savaşın tam ortasında bulduğunuz zamanlardan bahsediyorum. Çünkü siz ergenliğin bu derece gündemde olmadığı, kelimenin sosyal çevrenizde telaffuz edilmediği bir dünyada büyüdünüz. Mahallenin çocuklarıyla güvenle sokaklarda oyun oynayabildiğiniz, her evde bulamadığınız ve mahallenin bir iki evinde olan radyolardan “Arkası Yarın” programını her gün sevinç ve neşeyle beklediğiniz ve bir gün sonrayı iple çektiğiniz, evdeki ya da babanızın işindeki sorumlulukları üstlendiğiniz, aşkları bile bir tutam bakış ve gülüş ile yaşadığınız bir dönemde büyüdünüz. Evet, sizin de bıyıklarınız terledi ya da göğüsleriniz büyüdü ve adet olmaya başladınız. Lakin bu adam ve kadın olmanın sinyalleriydi. Kimse sizin ruhsal ve duygusal değişimlerinizi ya da hayat kaygılarınızı ergenliğe vurmuyordu. Minyatür yetişkinler misali meselelerinizi kendiniz çözmek durumunda kaldığınız bir ortamda büyüdünüz. Şimdiler de ise, sosyal medyaya adım attığınız her saniye karşılaştığınız ergenlikte dikkat edilmesi gereken 5 durum ya da ergenliğe girmiş çocuğunuza yaklaşmanın 10 altın kuralı gibi yazılara bir tık ile ulaşabileceğiniz bilgiler o dönemlerde konuşulmuyordu, saklıydı ve gizliydi. Nitekim, bu dönemin çocukları teknolojinin varlığıyla büyüyorlar, siz de öyle. Her an dilediği bilgiye istediği yerde ulaşabilmesi mümkün, sizin de. Bunun yanında çocukların yarış atı misali bir dönemeçten diğerine koşturup durduğu, kendi içinde sürekli değişen ve dönüşen bir dönemin içerisindeyiz. Hali hazırda değişen bir sosyal ve ekonomik çevrede, değişip dönüşüp kendi yolunu bulmaya çalışırken başı dönen ve ne istediğine bir türlü karar veremeyen çocuklar çıkıyor ortaya. Ellerindeki aletlerle kendilerini kıyaslıyorlar, istedikleri her şey bir tık ile değişebiliyor, rol modelleri doğru ya da yanlışı yaşamakla meşguller. Yine de gönül aklına estiğinde duvarlara boyalarla resim yapmak isterken, bir müzik aletinden istediğini alamayıp diğerini denemek isterken ellerine tutuşturulan sınava hazırlık testleriyle boğuşmaya mahkûm bırakılıyor. Bir nevi hayatın ta kendisinden kopuk sorumlulukları olduğu, değişen ve dönüşen dünyada deri değiştirmeye çalışıyorlar.

Ergenlik her kuşağın farklı şekillerde deneyimlediği bir dönem. Siz minyatür yetişkinlerken sizin çocuklarınız ise türbülans çocuklar. Bu noktada, dünyanın her bireye farklı kapılar araladığını, herkese farklı ortamlar sunduğunu bilmek ve anlamak ebeveyn ve çocuğu anlamımızı kolaylaştırabilir. Ailelerin çocuklarıyla iletişim köprüsünü sağlam kurduğu, güven ortamının yaratıldığı ve en önemlisi çocukluğunun parkından yetişkinliğin dünyasına adım atmaya çalışan bireyler olduklarının farkındalığıyla bakabilirsek çocuklarımıza, bu sürecin daha kolay atlatılabileceğini düşünmemek elde değil.