Kendinizi asla tam hissetmediğiniz için atmaktan dahi çekindiğiniz adımlarınız mı var?

Belki de kervan yolda düzülür diyerek yolculuğu anlamlandırmaya çalışanlardan mısınız? Bu farklılığın altında yatan kaynakları hiç düşündünüz mü?

Hayatımız bileklerimizde biriktirdiğimiz altın bileziklerle dolup taşıyor. Yaşadığımız dönemin beklentileri ile ailelerimizin bize sık sık öğüt verdiği gibi, mesleğimizde ya da ilgi alanımızda “dirsek çürütmeden” adım atma ya da kendimizi gösterme konusunda çekinceler yaşıyoruz. Birçok farklı eğitim, diploma, dağ gibi biriken sertifikalar, okunan ve okumak için sıraya koyduğumuz kitaplar, izlediklerimiz, yaşanmışlıklar ve edinimler bize bir türlü yeterli gelmiyor. Kısaca, hep daha fazlası için aranarak düşünselden eyleme geçecek o adımı bir türlü atmaya cesaret edemiyoruz. Ne de olsa, bu dünyadan bir Dostoyevski geçti değil mi?

Adım atmayarak sadece “sahip olma” döngüsünde takılı kaldığınızın ve kendinize sürekli “engeller” yarattığınız farkında mısınız?

 Bu üç önemli kelimenin sırası bizim yapma ve olma halimizi belirliyor:

-Yapmak (Do)

-Sahip olmak (Have)

-Olmak (Be)

Sahip ol-Yap-Ol (Have do be) hali: Kişi; eğitimleri alır, pratiğini hayatında uygular ve öyle harekete geçer. Yetersizlik hissettiren en ufak bir hadisede ceplerini dolduracak daha farklı aktiviteleri arar. Olma halinde bolca vakit geçirir.

Yap- Sahip ol- Ol (Do have be) hali: Kişi; usta çırak ilişkisi ile hareket eder, eğer usta diyebileceği birini bulabilirse tabii. Önce yapar, yaptığına karşılık geri bildirim alır ve o doğrultuda yol alır.

Ol-Yap-Sahip ol (Be do have) hali: Kişi; her konuda tam ve bütün olduğuna inanır, harekete geçer, yola çıkar ve yapma halini yansıtır. Yol gösterir, sen de ihtiyaca yönelirsin.

İlk iki versiyonu hali hazırda her gün deneyimliyoruz. “Ol, yap ve sahip ol” (Be do have) hali ise nadiren deneyimlediğimiz, eleştirilmekten ya da yetersizlikten korkmadan Kayıp Balık Nemo’nun vakti geldiğinde yaptığı gibi engin denizlere açılmaktır.

Ben kimim ve kim olmak istiyorum (be), bu noktaya ulaşmak için hangi adımları atmalıyım, neleri yapabilirim ya da yapamam, süreçler neler olabilir (do), ben nelere sahibim (have) sorularına kendi cevaplarınızı verdiğiniz bir an’a dönelim. Tam ve bütün olarak, gelişim odaklı bir zihniyet ile eleştirilmekten ya da yetersizlikten korkmadan, ayaklarınız yere basar vaziyette çıktığınız bu yolcuğu hayal edebiliyor musunuz? Olma yolculuğuna çıkmanız çok daha belirgin şekillerde, ölçülebilir zamanlarda, ulaşılabilir boyutlarda, gerçekçi bir zeminde ve zaman ölçümlü bir döngüde gerçekleşecektir.

Hatırlayalım. Jean-Paul Sartre, “söylenen doğruysa yolculuklar en iyi okuldur” der. Fernando Pessoa’ya göre ise, “sanki ilk adımı atmaya bir cesaret etsek yapılacak upuzun yolculuklar vardır.

*Kusursuz adına iyiden vazgeçmek.. ya da bir diğer deyiş ile imkansızı düşünüp mümkünden vazgeçmemek… sözüyle hayatımda birçok kapı aralayan House of Human Kurucu Ortağı Sayın Nuri Murat Avcı’ya teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Image module